Добавил:
Опубликованный материал нарушает ваши авторские права? Сообщите нам.
Вуз: Предмет: Файл:

Турецкий язык. Начальный курс

.pdf
Скачиваний:
1
Добавлен:
07.09.2026
Размер:
1 Мб
Скачать
☆
Vasøf Öngören. Masal�n Asl�
basamaðø indikleri gibi çøktølar. Kørmøzø kapønøn baþøna geldiler. Cevheri sevinçle incelediler. Her birisi bir kapøyø açøk tutarak, geldikleri gibi odalarø geçtiler. Beyaz kapønøn önünde toplandølar. Iþøklø yolu yürüdüler. Maðara alçaldø. Çøkøþa yaklaþtøklarønø anladølar. Dizlerinin üstünde gittiler bir süre ve deliðe geldiler. Teker teker çøktølar. Baktølar ki døþarda akþam olmak üzere. Terden sørølsøklam olmuþlardø. Elleriyle yüzlerindeki terleri søyørøp yere silkelediler. Yerde terden bir su birikintisi oldu. Çocuklardan birisi,
«Vay canøna,» dedi. «Alnømøzdan akan tere bak.»
Masalø anlatan çocuk, masalø burada kesti ve:
«Ýþte çocuklar, ‘alønteri ile kazanmak’ sözü burdan çøkmøþ,» dedi.
Ve masalø anlatmayø sürdürdü:
On çocuk, ørmaðøn køyøsøna döndüler. Aðacøn altøna oturdular. Cevheri ortaya koydular.
«Çok yoruldum,» dedi birisi.
«Ben de.»
«Hepimiz yorulduk.»
«Yorulduk ama bir cevherimiz oldu.»
«Ne kadar da güzel, pørøl pørøl.»
«Ben hiç böyle güzel bir þey görmedim.»
«Ýyi ama bu cevher neye yarar?» diye sordu birisi en sonunda.
Bunu hiç düþünmediklerini anladølar. Hepsi sustu, düþünmeye baþladølar. Aradan epey bir zaman geçti. Hepsinin karnø açløktan gurulduyordu. Bir tanesi, derin derin içini çekti,
«Ah, ah,» dedi, «þimdi þu cevherin yerinde et olsaydø. Bir de ateþ yansaydø, ne iyi olurdu.»
Çocuk bunlarø söyler söylemez, cevherden öyle bir øþøk saçøldø ki, hepsinin gözleri kamaþtø. Gözlerini kapadølar. Gözlerini yavaþ yavaþ açønca ne görsünler: Ortada kocaman bir ateþ yanøyor. Yanøbaþønda da derisi yüzülmüþ bir koyun duruyor. Koyunun bir budu eksik. Çocuklar þaþkønløkla bakøndølar. Cevher yok olmuþtu.
«Cevher yok oldu,» dedi birisi, üzüntüyle.
«Hayør,» dedi birisi. «Yok olmadø. Cevher koyuna ve ateþe dönüþtü.»
O zaman akøllarø baþlarøna geldi. Sevinçle baðørøþøp ayaða førladølar.
«Koyunu køzartaløm,» dediler.
Dediler ama, bir budu eksik bu kocaman koyunu parçalamak bir sorundu.
«Keþke bir tane de bøçak isteseydik,» dediler.
201
202
dala geçirdiler. Beþi bir yanøndan beþi öbür yanøndan dalø kaldørdølar. Koyunu ateþin üstüne tuttular. Koyun ateþin üstünde cazørdamaya ve yaðlarø ateþe damlamaya baþladø. Et kokusu çevreye daðøldø. Yorgun, karønlarø aç çocuklar, koca koyunu ateþin üstünde zaten güçlükle tutuyorlardø. Bir de çevreye køzarmøþ et kokusu yayølønca, açløktan bacaklarø iyice titremeye baþladø.
kan ter içinde.
Hep birlikte køzarmøþ koyuna saldørdølar. Elleri, aðøzlarø yana yana, etleri kopartøp yediler. Hepsi tøka basa doydu. Karønlarø þiþti. Gene de koyunun yarøsø arttø.
Dünya döndü, onlarø güneþin önüne getirdi. Ve sabah oldu.
yüzlerini yøkadølar. Aðacøn altøna döndüler. Ateþin sönmüþ olduðunu gördüler. Akþamdan kalan etten koparøp yediler. Et soðumuþtu.
alan çocuk.
kapøyø açøk tuttu. Her çocuk bir kapøyø açøk tuttu. Onuncu çocuk kørmøzø kapøyø açtø. Bütün kapølar kendiliðinden açøk kaldø. Hepsi kørmøzø kapøda buluþtular. Birisi kapøyø açøk tuttu. Dokuzu døþarø çøktø, kuyunun çevresinde halka oldular. Birinci basamak ileri doðru çøktø.
ТЕКСТ ДЛЯ САМОСТОЯТЕЛЬНОГО ЧТЕНИЯ
«Nereden bilebilirdim,» diye yanøtladø cevheri dönüþtüren çocuk. «Büyük bir dal bulaløm,» dedi birisi. Hepsi bir yana daðøldø. Uzun bir dal buldular. Kocaman koyunu bir
«Aman dayanøn,» dedi birisi. «Gevþemeyin.» «Yavaþ yavaþ döndürün, öbür yanø da pissin,» diye seslendi bir baþkasø
Uðraþa uðraþa, koyunu nar gibi køzarttølar. Çayørøn üzerine indirdiler.
«Oh doydum,» diyen, kendini sørtüstü çimenlere attø. Gökyüzünde yøldøzlar vardø. «Tuzu eksikti,» dedi birisi. «Asøl ekmek eksikti. Ekmek olsaydø...» Sözlerini bitiremeden uyudu kaldø çocuk. Hepsi uyudular. Dünya dönmesini sürdürdü. Çocuklar uyudular.
Güneþ gülümseyerek selâmladø onlarø. Çocuklar uyandølar. Irmakta
«Bugün gene gidip cevher getirelim,» dediler. «Ben dün kaç kez denedim, baþka cevher oluþmadø,» dedi, cevheri
«Belki bugün oluþur. Oluþmazsa gitmeyiz bir daha,» dediler. Yola koyuldular, yamaca geldiler. Delikten baktø birisi, «Iþøk gene parløyor,» dedi. Ýçeri girdiler. Beyaz kapøya geldiler. Kapøyø açtølar, bir çocuk beyaz
Vasøf Öngören. Masal�n Asl�
Her biri bir basamaða indi. Onuncusu kuyunun dibine indi. Deliðin baþøna gitti. Ellerini deliðe soktu, øþøða daldørdø. Iþøk, ellerinin arasønda maddeye dönüþtü. Ellerini delikten çøkardø. Ellerinin arasønda, pørøl pørøl parlayan, portakal büyüklüðünde, top gibi bir cevher duruyordu. Çocuk bunun, tam dünkü cevherin büyüklüðünde olduðunu, bakar bakmaz anladø. Cevheri bir kenara koydu. Ellerini gene deliðe soktu. Iþøða daldørdø. Ama elleri boþ kaldø. Gene denedi ama daha baþka cevher oluþmadø. Cevheri aløp basamaklarø çøktølar. Kapølarø geçtiler, delikten døþarø çøktølar. Güneþ daha kaybolmamøþtø.
«Bugün biraz daha erken çøktøk,» dediler.
Terlerini sildiler. Aðaç dibine geldiler. Halka olup oturdular. Cevheri ortaya koydular.
«Aman acele etmeyelim,» dedi birisi. «Ne isteyeceðimizi iyice düþünelim.»
«Ekmek. On tane ekmek isteyelim.»
«Tuz. Tuz, tuzu unutmayaløm. Tuzsuz hiç tadø olmuyor.»
«Meyva da olmalø.»
«Bøçak. Aman bøçak. Bøçaðø unutursak, gene saatlerce piþeriz ateþin karþøsønda.»
«Eti kestik diyelim, nasøl piþireceðiz? On tane þiþ isteyelim.»
«Oldu olacak bir de mangal gelsin.»
«Mangala kömür ister. Hem de çokça. Ýstediðimiz zaman yakabilelim.»
«Mangalø yakmak için kibrit ister, çøra ister.»
«Domatesle biber de olsun.»
«Ben kuru yemiþ de isterim.»
Baþka bir þey isteyen çøkmadø. O zaman bir tanesi,
«Ah, ah,» dedi, «Þimdi þu cevherin yerine, bütün bu istediklerimizle, bir de koyun eti olsaydø.»
Der demez, cevherden öyle bir øþøk saçøldø ki, hepsinin gözleri kamaþtø. Gözlerini kapadølar. Gözlerini yavaþ yavaþ açønca ne görsünler, bütün istedikleri søra ile yan yana ortada duruyor. En sonda da koyun. Ama bu kez koyunun iki budu eksik.
«Aaa, ama olmaz ki,» diye karþø koydu çocuklardan birisi, «Dün bir budu eksikti, bugün iki budu birden eksik. Olur mu?»
«Bugün bir but eksik ama, o budun yerine de bunlar var,» dedi çocuklardan birisi, ortada durmakta olan mangalø göstererek.
203
204
þiþlere geçirdi, aralarøna domates, biber koydu. Birisi tuzladø. Birisi meyveleri yøkadø. Hep birlikte þiþleri mangaløn üstüne koyup piþirdiler. Kendilerine güzel bir ziyafet çektiler. Baktølar ki, gene koyunun bir budunu ancak yemiþler.
Kapølan geçtiler. Basamaklarø indiler. Bir çocuk ellerini deliðe soktu. Iþøða daldørdø. Tam öncekiler kadar cevher oluþtu elinde. Aynø yollardan döndüler. Aðacøn altøna halka olup oturdular. Cevheri ortaya koydular. Yiyecekleri vardø. Ne isteyeceklerini konuþtular. Birisi,
ne görsünler: Top ortada duruyor. Duruyor ama, cevher de duruyor. Hemen cevherin yanøna gittiler. Dikkatlice baktølar. Cevher azøcøk küçülmüþtü. Bir føndøk büyüklüðü kadar cevher eksildiðini anladølar. Çocuklar buna hem þaþtølar, hem sevindiler.
oynamaya baþladølar.
Hep aynø büyüklükte cevher getirdiler. Getirdikleri cevheri, artan cevhere eklediler. Artan cevher büyüdü. Her eklenen cevherle daha büyük tek bir top oldu.
rüzgâr. Çocuklar acele sudan çøktølar. Rüzgâr, çocuklarøn neleri var neleri yoksa, önüne katmøþ götürüyordu. Çocuklar, eþyalarønø, yiyeceklerini yakalamak istediler. Ama rüzgâr gittikçe daha høzlø esmeye baþladø. Çocuklarø bile sürükleyecek kadar høzlø esmeye baþlayønca, çocuklar aðacøn altønda biriktiler. Birbirlerine sarøldølar. Rüzgâr gittikçe daha høzlø
ТЕКСТ ДЛЯ САМОСТОЯТЕЛЬНОГО ЧТЕНИЯ
Birisi mangalø yaktø. Birisi, koyunu bøçakla kuþ baþø doðradø. Birisi
On çocuk, aðacøn altønda uyudular. Dünya dönmesini sürdürdü. Dünya döndü döndü. Dünya onlarø güneþin önüne getirdi. Sabah oldu. Uyandølar. Irmakta yüzlerini yøkadølar. Gene maðaraya gittiler.
«Bir top olsa ne güzel oynardøk. Bir top isteyelim,» dedi. Çocuklar, «Evet top isteyelim,» diyerek bu görüþe katøldølar. «Ah ah,» dedi birisi, «þimdi þu cevherin yerinde bir top olsaydø.» Der demez, cevher gene øþøk saçtø. Çocuklar kamaþan gözlerini açønca
«Cevher arttø!» diye baðørøþtølar. Artan cevheri, aðacøn dibine koydular. Topu aløp çimenlerde
Çocuklar her sabah maðaraya gittiler. Öðleden sonra maðaradan çøktølar.
Günlerden bir gün, ørmakta yüzerlerken, bir rüzgâr çøktø. Ama ne
Vasøf Öngören. Masal�n Asl�
esiyordu. Çocuklar titremeye, üþümeye baþladølar. Birbirlerine daha søkø sarøldølar.
Geceyarøsøna doðru rüzgâr kesildi. Çocuklar tiril tiril titriyorlardø.
«Birbirimize sarølmasaydøk, rüzgâr bizi de götürecekti,» dediler.
Ateþ yakmak istediler, ama ne kibrit kalmøþtø ne bir þey. Rüzgâr her þeyi önüne katøp götürmüþtü. Birden akøllarøna artan cevherleri geldi. Acaba rüzgâr onu da götürmüþ müydü? Aðacøn arkasøna koþtular. Artan cevher yerinde parøldayøp duruyordu. On günlükten biraz fazla artan cevherleri vardø. Isønmak için birazønø âteþe dönüþtürdüler. Ateþin çevresine oturup øsøndølar. Bir yandan da ne yapacaklarønø konuþtular.
Dünya dönmesini sürdürdü.
Güneþten uzaklaþtølar.
Ve gece oldu.
Çocuklar konuþtular.
Dünya döndü.
Onlar hep konuþtular.
Dünya onlarø güneþin önüne getirdi.
Ve sabah oldu.
Çocuklar bir karar verdiler. Güneþ çocuklara gülümsedi. Çocuklar artan cevherlerini aldølar. Irmak køyøsøna gittiler. Irmaktan yukarø doðru adøm adøm sayarak yürümeye baþladølar. On tane on adøm atøp orada durdular. Cevheri çimene børaktølar. Ýçlerinden biri,
«Ah ah,» dedi, «þimdi þu cevherin yerinde bizim istediðimiz gibi bir ev olsaydø.»
Çocuklar, beklediler ama, cevher ne øþøk saçtø, ne de eve dönüþtü. Cevher öylece duruyordu. Çocuklar üzüldüler. Oracøða oturdular.
«Neden dönüþmedi acaba?»
«Top istediðimiz zaman artøyor. Ama ev istediðimiz zaman hiçbir þey olmuyor.»
«Belki de eve yetmedi.»
«Doðru. Bir günlük cevherimiz, bir budu eksik bir koyun ediyor. Ama bir top için cevherin føndøk kadarø yetiyor, gerisi artøyor. Demek ki bir ev için daha fazla cevher arttørmamøz gerekiyor.»
Aralarønda böyle konuþtular. Gittiler, cevher getirdiler. Evi istediler. Cevher yetmedi. Ertesi gün gittiler, cevher getirdiler. Evi istediler. Cevher yetmedi. Her gün gittiler, cevher getirdiler. Evi istediler. Cevher yetmedi.
205
206
Her gün cevher getirdiler. Her gün evin nasøl olmasø gerektiðini tartøþtølar.
Yavaþça gözlerini açtølar, karþølarønda çimenlerin ortasønda tam düþündükleri gibi bir ev duruyordu. Çocuklar sevinçle birbirlerine sarøldølar. Hep birlikte evlerine koþtular. Evleri çok güzeldi. Evin kørmøzø tuðladan duvarlarø vardø. Nehire bakan duvarø baþtan sona camdandø. Cam duvarda büyük bir cam kapø, balkona açøløyordu. Bir önde bir arkada iki kapøsø vardø. Merdivenler renk renk mermerden yapølmøþtø. Çocuklar ön kapødan girdiler. Bir araløða geçtiler. Bir kapø salona açøldø. Bir baþka kapø evin arka yanøna giden araløða açøløyordu. Çocuklar salona girdiler. Salonun bir duvarø camdandø. Irmaða bakøyordu. Öbür üç duvarda her biri ayrø renkte kapølar vardø. Saydølar: Yan duvarlarda üçer kapø, arka duvarda dört kapø vardø. Çocuklarøn her birisi bir kapøyø açtø. Her kapø bir odaya açøldø. Her oda bir renkti. Her oda bir çocuðun oldu. Odalarønø çok sevdiler. Salona döndüler. Salonda uzun bir masa, masanøn çevresinde on sandalye vardø. Her biri bir sandalyeye oturdu. Bu kadar büyük bir iþi baþardøklarø için hepsi çok sevinçli ve gururluydu. Birisi,
daha cevher getirdik.
biri.
gezdiler. Arkada kocaman bir mutfak, yanønda bir hela, onun yanønda bir kiler, onun yanønda da kocaman bir banyo vardø. Hepsi odalarøna çekildiler. Küçük yumuþak yataklarøna yattølar, rahat rahat uyudular.
kalmøþtø. Cevheri kahvaltøya dönüþtürdüler. Zeytin çekirdeði kadar cevher arttø. Kahvaltølarønø ettiler. Cam duvardaki cam kapøyø açøp balkona çøktølar. Kuþlar, hemen kuþ þarkølarø söylemeye baþladølar, gelip balkona kondular. Kelebekler dans etmeye baþladølar. Yüz adøm aþaðøda, ørmakta baløklar søçrayøp søçrayøp kendilerini gösteriyorlardø.
ТЕКСТ ДЛЯ САМОСТОЯТЕЛЬНОГО ЧТЕНИЯ
Bu arada çocuklar, nasøl bir ev istediklerini aralarønda konuþtular.
Yirminci gün evi istediler. Birden gözleri kamaþtø. Göremediler.
«Bu ev bize ne kadar cevhere mal oldu?» diye sordu. «Rüzgâr çøktøðønda on günlük cevherimiz vardø. Üstüne yirmi gün
Demek ki otuz günlük cevhere mal oldu bu ev,» diye hesap yaptø
«Yani otuz koyunluk cevher gitti bu eve.» «Yanløþ. Otuz koyun, ama birer butlarø eksik.» Hepsi gülerek katøldølar bu söze. Sonra kalktølar evlerini yeniden
Dünya döndü ve güneþe geldiler. Çocuklar uyandølar. Yüzlerini yøkadølar. Beslenmek için ayørdøklarø cevher ceviz kadar
Vasøf Öngören. Masal�n Asl�
Ýçlerinden biri, arkadaþlarøna döndü,
«Arkadaþlar,» dedi. «Dilediðimiz gibi yaþamaya karar verdik. Yaþamak için cevher çøkarmasønø öðrendik. Cevheri artørmasønø öðrendik. Cevher artørøp bu evi yaptøk. Evi yaptøðømøza göre baþka þeyler de yapabiliriz.»
«Elbette yapabiliriz,» dedi öteki çocuklar.
Ýlk konuþan çocuk,
«Benim bir önerim var,» dedi.
«Söyle,» dediler.
«Benim önerim þu: Dilediðimiz gibi yaþamak istiyorsak, kendimize içinde dilediðimiz gibi yaþayabileceðimiz bir çocuk ülkesi kuraløm.»
«Çok doðru,» dedi çocuklar. «Asøl o zaman dilediðimiz gibi yaþayabiliriz.»
Çocuklar böylece bir çocuk ülkesi kurmaya karar verdiler.
Kuþlar, baløklar, kelebekler, o günden sonra çocuklarda bir deðiþiklik gördüler. Çocuklar, her gün gidip cevher getiriyorlar, sonra hemen eve kapanøp, masanøn baþønda uzun uzun konuþuyorlardø. Kimi zaman saatlerce susuyorlar, kimi zaman bir þey bulmuþ gibi havalara søçrayøp neþeli neþeli konuþuyorlardø. Bazan da døþarø çøkøp evin çevresini dolaþøyorlar, her yana adømlar atøp iþaretler koyuyorlardø.
Kuþlar, baløklar, kelebekler, çocuklarøn yeni bir þeyler hazørladøklarønø anladølar, merakla beklemeye baþladølar.
Çocuklar, bir gün cevher getirmeye gitmediler? Evden erkenden çøktølar. Ellerinde on günlük artøk cevher vardø. Cevheri evin sað yanøna götürdüler. Evin duvarøndan on adøm saydølar. Cevheri oraya koydular.
«Þimdi þu cevherin yerinde, dilediðimiz gibi bir dönme dolap olsaydø ne iyi olurdu,» dediler.
Cevher, шюшршnш saзtш. Зocuklarшn gцzleri kamaюtш. Gцzlerini aзtшlar ki, ne gцrsьnler: Bir dцnme dolap kurulmuю. Dцnme dolabшn on tane dolabш var. Her dolap bir renk. Dolaplarшn her yanшndan renkli kurdeleler sarkшyor.
Çocuklar hemen dolaba koþtular. Her biri bir dolaba bindi. Dolap dönmeye baþladø.
Kuþlarla kelebekler gelip dolaplara kondular, çocuklarla birlikte onlar da döndüler de döndüler, döndüler de döndüler.
Bir kuþ, bir kelebeðe,
«Bu çocuklarda amma cevher var kelebek kardeþ,» dedi.
207
208
çocuklara þöyle dedi:
sözünü þimdi büyükler de kullanøyor,» dedi.
yuvalarøna, çocuklar da evlerine döndüler. Yemeklerini yediler, odalarøna çekildiler, mutlu uyudular.
gün gittiler. Her gün cevher çøkarøp getirdiler. Aradan on gün geçti. On birinci gün gitmediler. On günlük cevheri aløp, evin sol yanøna yürüdüler. Duvardan on adøm sayøp cevheri oraya koydular.
dediler.
kurulmuþ. Atløkarøncada on tane at var. Her biri bir renk, her yanønda kurdeleler uçuþuyor.
atløkarønca dönmeye baþladø. Kuþlarla kelebekler gelip atlara, çocuklarøn omuzlarøna kondular. Döndüler de döndüler, döndüler de döndüler.
gün gittiler. Her gün cevher çøkarøp getirdiler. Aradan on gün geçti. On birinci gün gitmediler. On günlük cevheri aløp, evin arka yanøna götürdüler. Duvardan on adøm sayøp cevheri oraya koydular.
dediler.
kurulmuþ.
ТЕКСТ ДЛЯ САМОСТОЯТЕЛЬНОГО ЧТЕНИЯ
Kelebek, «Evet kuþ kardeþ, bu çocuklarda çok cevher var,» dedi. Masalø anlatan çocuk, masalønø burada kesti, kendisini dinleyen
«Ýþte o günden sonra bu söz dünyaya yayøldø. ‘Bu çocukta cevher var’
Ve masalø anlatmayø sürdürdü: Dünya dönmesini sürdürdü, akþam oldu. Kuþlarla kelebekler
Dünya dönmesini sürdürdü. Ve sabah oldu. Çocuklar cevher çøkarmaya gittiler. Cevher çøkarøp getirdiler. Her
«Þimdi þu cevherin yerinde bir atløkarønca olsa ne iyi olurdu,»
Gözleri kamaþtø. Gözlerini açtølar ki ne görsünler: Bir atløkarønca
Çocuklar hemen atløkarøncaya koþtular. Her biri bir ata bindi. Ve
Dünya dönmesini sürdürdü, akþam oldu. Kuþlarla kelebekler yuvalarøna döndüler. Çocuklar da evlerine gittiler. Dünya dönmesini sürdürdü. Ve sabah oldu. Çocuklar yine cevher çøkarmaya gittiler. Cevher çøkarøp getirdiler. Her
«Þimdi þu cevherin yerinde uçan saløncak olsa, ne iyi olurdu,»
Gözleri kamaþtø. Gözlerini açtølar ki ne görsünler: Uçan saløncaklar
Vasøf Öngören. Masal�n Asl�
Uçan saløncaklar on taneydi. Her biri bir renkti ve aynø renkte zincirlerle baðløydø. Saløncaklarøn baðlø olduðu zincirlerde renk renk kurdeleler uçuþuyordu.
Çocuklar hemen uçan saløncaklara koþtular. Her biri bir saløncaða bindi. Ve saløncaklar dönmeye baþladø. Çocuklar saløncaklarla birlikte uçmaya baþladølar. Kuþlarla kelebekler gelip saløncaklara, çocuklarøn omuzlarøna kondular, uçtular da uçtular, uçtular da uçtular.
Dünya dönmesini sürdürdü, akþam oldu.
Kuþlarla kelebekler yuvalarøna döndüler.
Çocuklar da evlerine gittiler.
Dünya dönmesini sürdürdü.
Ve sabah oldu, sabahlar oldu.
Çocuklar her sabah gidip cevher getirdiler. Bir çocuk ülkesi kurmak için durmadan cevher getirdiler. Durmadan yeni þeyler yaptølar. Ülkelerini kurmaya, ülkelerini büyütmeye baþladølar. Ülkelerini güzelleþtidiler.
Artøk akla gelen her þey vardø bu ülkede. Dizi dizi küçük kulübeler vardø. Kulübenin birinde þekerlemeler, birinde çukulatalar dað gibi yøðølmøþtø. Birinde pestiller vardø, birinde lokumlar, birinde kuru yemiþler. Her kulübenin birinde çocuklarøn çok sevdiði yiyeceklerden biri vardø. Çocuklar gezsinler diye renkli küçük taþlardan yollar yapmøþlardø. Her yanda saløncaklar kaydøraklar, tahtøravalliler søralanmøþtø. Gittikçe büyüyen bu ülkenin çeþitli yerlerine küçük çeþmeler yapmøþlardø. Çeþmelerin her birisi bir renkti. Birinden þeftali suyu akardø, birinden elma suyu. Her birinden bir meyve suyu akardø. Her yanda renk renk güzel kokulu çiçekler açmøþtø. Çeþit çeþit meyve aðaçlarø vardø, çocuklar ellerini uzatøp bu meyveleri yesinler diye. Söðüt aðaçlarø vardø, çocuklar dallarøndan düdük çøkartsønlar diye. Büyük aðaçlar vardø, kuþlar konsun, yuva kursunlar diye.
Çocuklar durmadan cevher getirip, ülkelerini büyütüp güzelleþtiriyorlardø. Artøk dünyanøn en güzel oyunu bu çocuk ülkesini kurmaktø onlar için. Oynadøkça ülkelerini büyütüyorlar, büyütürken oynuyorlardø.
Birgün çocuklardan biri, ørmak køyøsøna indi. Baktø, baløklar kendisini görmemiþ gibi davranøyor. Þaþørdø. Çünkü, o zamana kadar baløklar, hep takla atarak karþølarlarmøþ çocuklarø. Baløklar, sanki ona darølmøþtø. Öyle küskün küskün yüzüyorlardø. Hiç eski neþeli halleri yoktu. Oysa eskiden olsa, baløklar bir o yana bir bu yana yøldørøm gibi yüzerler, takla üstüne takla atarlardø.
209
210
køyøsøna geldiler, durumu kendi gözleriyle gördüler. Birisi suya girdi. Baløklara yaklaþmak istedi. Baløklar ona sørtlarønø dönüp uzaklaþtølar.
Irmak køyøsønda oturup baløklarø neden darølttøklarønø araþtørdølar. Kuþlar ötmedi. Kelebekler dans etmedi. O zaman çocuklardan biri þöyle konuþtu:
Kuþ dostlarømøz ve kelebek dostlarømøz bizimle birlikte bu ülkede yaþayabiliyorlar. Oysa baløk dostlarømøz køyøda kaldø. Aramøza giremiyorlar. Bizimle oynayamøyorlar. Sakøn bunun için darølmøþ olmasønlar.»
alaløm.»
erkenden evlerine kapanøyorlar, aralarønda bitmez tükenmez tartøþmalar yapøyorlardø.
aralarønda konuþuyorlardø.
aramøza getirmek için uðraþøyorlar.»
getirebilirler?»
olanak yok. Oysa onlar da aramøza katølsa ne kadar çok sevinirdik,» dedi.
görülmemiþ ki,» dedi kelebek.
kararlaþtørdølar.
ТЕКСТ ДЛЯ САМОСТОЯТЕЛЬНОГО ЧТЕНИЯ
Çocuk hemen koþup durumu arkadaþlarøna anlattø. Hepsi ørmak
«Baløklar bize darølmøþ,» dedi çocuklardan biri. «Neden acaba?» O gün çocuklarøn boðazøndan hiçbir þey geçmedi.
«Arkadaþlar. Biz kendimize bir ülke kurduk. Her þeyimiz var.
Çocuklar, bunu çok doðru buldular. Arkadaþlarøna hak verdiler. «Çok doðru. Baløk dostlarømøz køyøda kaldø. Onlarø da aramøza
Kuþlar ve kelebekler, çocuklarøn gene deðiþtiðini gördüler. Çocuklar,
Çocuklar her gün gidip cevher getiriyorlar, erkenden eve kapanøp
Bir kelebek, bir kuþa, «Kuþ kardeþ,» dedi, «anladøðømøz kadarøyla bu çocuklar, baløklarø
Kuþ, «Ben de öyle sanøyorum, kelebek kardeþ,» dedi. Kelebek, «Ýyi ama, baløklar karada yaþayamaz ki. Onlarø nasøl aramøza
Kuþ, «Çok doðru. Onlar ancak suda yaþayabilirler. Aramøza katølmalarøna
«Hem de ne kadar çok sevinirdik. Ama olanaksøz. Böyle þey
Çocuklar günlerce cevher getirdiler. Bu arada bu iþi nasøl yapacaklarønø
Aradan tam otuz gün geçti.
Соседние файлы в предмете [НЕСОРТИРОВАННОЕ]