Добавил:
Upload Опубликованный материал нарушает ваши авторские права? Сообщите нам.
Вуз: Предмет: Файл:
Cubbeli_HAC UMRE.docx
Скачиваний:
0
Добавлен:
01.05.2025
Размер:
363 Кб
Скачать

Vekaletin Caiz Olma Şartları

a. Malı var olduğu halde adına hac yapılanın, haccı yerine getirmekten aciz olması. Malı olup sıhhati yerinde olarak hac yapmaya kadir olursa, başkasının onun yerine hac yapması caiz olmaz. Çünkü malı olup bedeni ile hac yapmaya kadir olduğu zaman, farz malına değil bedenine taalluk eder. Mal ise şarttır. Farz bedene taalluk edince, onda vekalet kifayet etmez. Tıpkı sırf bedeni olan ibadetlerde olduğu gibi. Aynı şekilde beden sıhhati yerinde fakir biri olsa, başkasının onun yerine hac yapması caiz olmaz. Çünkü mal vucup (yükümlülük) şartlarındandır malı olmadığı zaman asla hac ona vacip olmaz. O halde vacip olmaksızın vacibi eda etmede başkasının ona vekalet vermesi söz konusu olamaz.

b. Hac yaptırma vaktinden ölünceye kadar devam eden acizlik.

Şayet acizlik adına hac yapılacak olan ölmeden önce ortadan kalkarsa, başkasının onun adına hac yapması caiz olmaz. Çünkü başkası adına hac yapmanın caiz olması, ortadan kalkması ümit edilmeyen bir acizlik zaruretinden dolayı kıyasa aykırı olarak sabit olmuştur. O halde başkası adına hac yapması caiz oluşu ve acizlik zarureti ile kayıtlı olur. O olmadan olmaz. Buna binaen hasta veya hapiste olan bir kişi adına hac yaptırıldığı zaman, bunun caiz oluşu hastalık ve hapis halinin ölene kadar devam etmesine bağlıdır. Ölmesinden önce hastalık veya hapis hali ortadan kalkarsa caiz olmaz.

Yatalak ve kör adına hac yaptırmak, Ebû Hanîfe (Rahimehullâh)'nin aslı üzere caizdir. Çünkü yatalaklığın ve körlüğün ortadan kalkması adeten ümit edilmez. O halde şart olan ölünceye kadar devam eden acizlik mevcuttur.

c. Haccı emretmek

Adına hac yapılacak olanın emri olmaksızın başkasının onun yerine hac yapması caiz olmaz. Çünkü bu haccın caiz oluşu onun adına vekalet yoluyladır. Vekalet ise ancak onun emriyle sabit olur. Vâris bu durumdan müstesnadır. Çünkü vâris muris (miras bırakan)'in emri olmaksızın murisin adına hacceder. Bu caizdir. Çünkü burada delaleten murisin vârise emeri vardır.

d. İhrama girme esnasında adına hac yapılana niyet etmek. Çünkü vekil kendi adına değil, onun adına hac etmektedir.

e. Vekilin haccının adına hac yapılan kişinin malından yapılması.

Hac yapan kendi malından onun adına hac yapsa, bu hac, onun malından hac yapmadıkça onun adına olmaz.

Bir kimse malından adına hac yapılmasını vasiyet etse ve ölse sonra varisi, kendi malından onun adına hac yapsa ve bu hac, vasiyet edipte ölen adına olmaz. Çünkü farz vaziyet edenin malına taalluk etmiştir. Malından adına hac yaptırılmadıkça farz ondan düşmez.

f. Haccı yaya olarak değiş binek üzerinde yapmak.

Öyleki bir kimse birine adına hac yapmasını emretse, o da yürüyerek hac yapsa nafakayı öder. Ve binek (vasıta) üzerinde onun adına hac yapar. Çünkü farz kılınan binek (vasıta) üzerinde hac yapmaktadır. O halde mutlak hac emri vasıta ile yapılan hacca hamledilir. Bu durumda yürüyerek hac yaptığı zaman, muhalefet etmiş olur ve nafakayı öder.

Vekil olarak hac yapmanın daha önceden kendi adına hac yapmış olması veya hiç hac yapmamış olması durumu değiştirmez. Her iki haldede vekilin başkası adına yaptığı hac geçerli olur. Bu caizdir. Şu kadar varki, en fazieltli olan, vekilin önceden kendi adına hac etmiş olmasıdır.

İmam-ı Şafiî (Rahimehullâh) hiç hac yapmamış olanın başkası adına hac yapması caiz değildir demiştir. Yaptığı hac kendi adına vaki olur. Adına hac yaptığı kişiden aldığı nafakayı ona öder.

Şafii (Rahimehullâh)'nin delili: Şu rivayet edilendir.

أَنَّ رَسُولَ اللّٰهِ ص سَمِعَ رَجُلاً يُلَبِّى عَنْ شِبرِمَةَ فَقَالَ لَهُ ص وَمَنْ شِبْرِمَةُ فَقَالَ أَخٌ لِي أَوْ صَدِيقٌ لِى فَقَالَ ص أَحَجَجْتَ عَنْ نَفْسِكَ فَقَالَ لاَ فَقَالَ ص حُجَّ عَنْ نَفْسِكَ ثُمَّ عَنْ شِبْرِمَةَ

"Rasûlullâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) bir adamın Şibrime (Radıyallâhu Anh) adına telbiye getirdiğini duydu.

- Şibrime (Radıyallâhu Anh) kimdir? dedi.

- Benim kardeşim veya arkadaşımdır dedi.

- Kendi adına hac yaptın mı?

- Hayır

- Önce kendi adına sonra Şibrime (Radıyallâhu Anh) adına hac yap."

Bu hadisle iki yönden delil getirir.

1. Peygamber Efendimiz (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) bu adama kendi adına hac yapıp yapmadığını sordu. Şayet hüküm değişmeyecek olsaydı, sormasının bir manası olmazdı.

2. Bu adama önce kendi adına hac etmesini, sonrada Şibrime (Radıyallâhu Anh) adına hac etmesini emretmiştir. Bu da kendi adına hac etmeden önce başkası adına hac etmenin caiz olmayacağına delalet etmektedir.

Ayrıca hiç hac yapmayanın kendi adına hac yapması farzdır. Başkası adına hac yapması ise farz değildir. O halde farz olmayan şey sebebiyle farzı terketmek caiz olmaz.

Bizim delilimiz: Has'eme hadisidir. Peygamber Efendimiz (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) ona, babası adına hac etmesini emretmiş, ondan hac yapıp yapmadığı açıklamasını istememiştir. Şayet hüküm bununla değişecek olsaydı bu açıklamayı yapmasını isterdi. Ayrıca muayyen bir vakitte hac yapması vacip değildir. O halde vakit kendi adına hac yapmaya uygun olduğu gibi, başkası adına hac yapamayada uygundur. Vakti başkası adına hac yapmaya tayin edince hac başkası adına vaki olmuş olur. Bundan dolayı ashabımız şöyle demiştir: Hiç hac yapmayan bir kimse nafile hac niyetiyle hac yaparsa haccı nafile hac olur. Çünkü vakit farz için taayyün etmemiştir. Bilakis farzı da nafileyi de kabul eder. Nafile için tayin ederse, onun için taayyün etmiş olur. Şu kadar varki mutlak niyet durumunda farz hac'dan vaki olur. Çünkü farza niyet halinin delaletiyle vardır. Çünkü zahir olan üzerinde farz var iken nafileyi kastetmemesidir. O halde mutlak halinin delaletiyle mukayyed'e hamledilir. Fakat delalet, hilafına nas olmadığı zaman itibara alınır. Nafileye niyet ettiği zaman hilafına nas bulunmuş olur, delalet itibara alınmaz. Şu kadar var ki, en faziletli olan, kendi adına haccetmiş olmasıdır. Çünkü başkası adına hac yapmakla kendi adına farzı düşürmeyi terketmiş olur. Bu yüzden kendi adına hac yapmayanın başkası adına hac yapmasına bir çeşit kerahat yerleşmiş olur.

Ayrıca bir defa kendi adına hac yapmışsa hac vazifelerini daha iyi bilir. Hem de ihtilaf mahallinden de uzaklaşmış olur.

Başkası adına hac yapanın erkek veya kadın olması durumu değiştirmez. Şu kadar var ki, kadının başkası adına hac yapması mekruhtur. Fakat caizdir. Caiz oluşunun delili, Has'amiyye hadisidir. Mekruh oluşu kadının haccına bir çeşit noksanlık girmesinden dolayıdır. Çünkü kadın haccın sünnetlerini tamamiyle yapamaz. Çünkü kadın kadın tavafla remel yapmaz. Safa ile Merve arasında sa'y yaparken iki yeşil mil arasında "hervele" (süratle koşmayı) yapmaz. Saçlarını tıraş etmez.

Başkası adına hac yapanın hür veya efendisinin iznini almış köle olması da durumu değiştirmez. Fakat köleye başkası adına hac yaptırmak mekruhtur. Caiz oluşu, kölenin vekaletle amelinin geçerli oluşundan dolayıdır. Vekaletin caiz olduğu şeyde, hür ve köle eşittir. Zekat ve benzeri ibadetlerde olduğu gibi. Kerahat, kölenin farzı edaya ehil olmamasından dolayıdır. Kendisi edaya ehil olmayınca başkası adına edası mekruh olur.