- •1) Müslüman olmak.
- •2) Buluğa ermiş olmak.
- •3) Akıllı olmak
- •4) Hür olmak
- •5) Haccın farz olduğunu bilmek.
- •6) Haccın meydana geleceği bir vaktin bulunması.
- •1) Sağlıklı olmak:
- •4) Bulunduğu yer ile Mekke arasında Seferi mesafe olması durumunda kadının yanında eşinin veya mahreminin bulunması.
- •2) Haccın edasına hissi bir engelin bulunmaması
- •3) Yol emniyeti
- •İhrama nasıl girilir?
- •İhram Yasakları
- •İhramlıya Yasak olup Haccı Bozan Şey
- •Vacip Oluşu
- •Vucup Şartları
- •İhsarın Hükmü
- •İhramdan Çıkmanın Caiz olması
- •İhramdan Çıkmanın Hükmü
- •İhramdan Çıkmanın Caiz Oluşu
- •İhsarın Ortadan Kalkmasının Hükmü
- •İfrat haccinin yapilişi
- •İhrama girince şu fiillerden kaçınır.
- •Vekaletin Caiz Olma Şartları
- •Vekil ne ile vekalete muhalefet etmiş olur. Ve muhalefet ettiği zaman hükmü.
İhramdan Çıkmanın Hükmü
Muhsar (Harem-i şerifte hedy'in kesilmesiyle) ihramdan çıkınca, ihramın yasak kıldığı her şeyi yapması mübah olur. Çünkü yasaklayan (ihram) ortadan kalkmıştır. İhramdan önceki gibi artık ihramsızdır.
Muhsar'ın ne ile ihramdan çıkacağına dair buraya kadar anlattıklarımız "gerçekten ihramın gereğini yerine getirmeye devamı engellenen veya bundan Şer'an Allâh hakkı için alıkonan" muhsar hakkı dadır.
Kurban kesmeksizin ihramdan çıkan muhsar'a gelince; o, Şer'an kul hakkı için ihramın gereğini yerine getirmeye devam etmesi engellenen her bir kişidir. Koca hakkından dolayı engellenen kadın gibi. Şöyle ki, kocasının izni olmadan ihrama giren kadını kocasının Harem'de kurban kesilmeksizin derhal hanımını ihramdan çıkarması caizdir. Burada iki hususta konuşulması gerekir.
a) Bu çeşit mahsur'da ihramdan çıkmasının caiz olması.
b) Ne ile ihramdan çıkacağı
İhramdan Çıkmanın Caiz Oluşu
Kadından faydalanma kocasının hakkıdır. Koca bu hakka maliktir. O halde kocanın hakkını almaya ihtiyacı vardır. Bu ise ihramın durmasıyla beraber mümkün olmaz. Bu yüzden kadının ihramdan çıkması gerekir. İhramı Harem'de hedy kesilinceye kadar durdurmanın hiçbir yolu yoktur. Çünkü bunda derhal olması gereken kocanın hakkını iptal etmek vardır. O halde koca derhal hanımını ihramdan çıkarır. Kocası tarafından ihramdan çıkarılan bu kadının, adına kesilmek üzere hedy veya parasını göndermesi vaciptir. Çünkü bu kadın tavaf yapmadan ihramdan çıkmıştır. Bir hac ve bir umre yapmak da üzerine vaciptir. Tıpkı hedy ile ihramdan çıkan muhsar erkek gibi. Kocası ve mahremi olmayan bir kadının farz olan hac ihramına girmesi yahut kocası veya mahremi olan bir kadının farz olan hac ihramına girdikten sonra kocası veya mahreminin ölmesi durumu farklıdır. Bu kadınların ihramdan çıkması ancak hedy (Harem'de kesilecek bir koyun) ile mümkündür. Çünkü burada engellenme kul hakkından dolayı değil, Allâh (Celle Celâluhû) hakkından dolayıdır. Bir kadın nafile hac ihramına girse sonra da evlense, kocasının onu ihramdan çıkarması caizdir. Ne ile ihramdan çıkılacağı kocanın bu türde hanımını derhal ihramdan çıkarması, ihramın yasaklarından olan tırnak kesmek, koku sürmek gibi bir fiili hanıma yaparsa veya hanımının yapmasını emreder de hanımı yaparsa veya kocasının emriyle kadın şaçlarını tararsa veya koca hanımını öperse, boynuna sarılırsa, bunların herbiriyle kadın ihramdan çıkar. Delil şudur:
اَنَّ رَسُولَ اللّٰهِ ص قَالَ لِعَائِشَةَ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهَا حِينَ حَاضَتْ فِى الْعُمْرَةِ اِمْتَشِطِى وَارْفَضِى عَنْكِ الْعُمْرَةَ
"Peygamber Efendimiz (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) Hz. Aişe (Radıyallâhu Anha)'ye umre'de hayız olduğunda şöyle demiştir: Başını tara ve umre'ni terket." (Bedayi)
Kocanın hanımına seni ihramdan çıkardım demesiyle kadın ihramdan çıkmış olmaz. Tıpkı muhsar olan bir adamın kendimi ihramdan çıkardım demesiyle ihramdan çıkmadığı gibi.
Muhsar'ın İhramdan Çıktıktan Sonra İhramına Girdiği Şeyi Kaza Etmesinin Vacip Oluşu
Muhsar şu durumlardan birinden ayrı olamaz.
a) Sadece hac ihramına girmiştir.
b) Sadece umre ihramına girmiştir.
c) Kıran haccı yapmakta olup hac ve umre ihramına girmiştir.
Eğer sadece hac ihramına girmişse, ihsar ortadan kalktığında hac yapmaya vakit kalırsa ve bu sene hac yapmak isterse, ihrama girer ve hac yapar. Kazaya niyet etmesi gerekmez. Umre yapması da vacip değildir. İmam-ı Muhammed (Rahimehullâh)'de "Asl" isimli eserinde böyle zikretmiştir. İbn-i Ebi Malik, Ebû Yûsuf (Rahimehullâh)'tan, o da Ebû Hanîfe (Rahimehullâh)'dan rivayetle şöyle zikretmiştir: Bu muhsarın bir koyun kesmesi vaciptir. Çünkü birinci ihramı terketmiştir. Eğer sene değişirse, hac ve umreyi kaza etmesi vaciptir. Muhsar olmasından dolayı yapmadığı bu hac, ancak kaza niyetiyle ondan düşer. Hasan bin Ziyad, Ebû Hanîfe (Rahimehullâh)'den şöyle rivayet etmiştir: Her iki vecihde de, (yani muhsarın, muhsar olduğu sene veya bir sonraki sene de) haccın kazası ve umre ona vaciptir. Bu İmam-ı Züfer (Rahimehullâh)'in görüşü de budur. Bir kadın kocasının izni olmadan nafile hac ihramına girerse ve kocası onu menedip ihramdan çıkarsa, sonra ihrama girmesine izin verse kadın da bu sene veya sene değiştiğinde ihrama girse, durum bu tafsilat ve ihtilaf üzeredir. Züfer (Rahimehullâh)'in görüşünün vechi sekiz kadının bu sene yapacağı hac kaza sınırına girmiştir. Çünkü bu hac yeni bir ihram ile eda edilmektedir. Çünkü birinci ihram, ihramdan çıkmayla bozulmuştur. O halde bu hac ancak kaza niyetiyle yapılır. Bu kadına hac ve umre vaciptir. Tıpkı senenin değişmesi halinde olduğu gibi. Bizim delilimiz: Kaza vaktinden kaçan haccın ismidir. Burada ise haccın vakti devam etmektedir. O halde haccı bu vakitte (ihramına girdiği senesinde) yapmak kaza değil eda olur. Bu sebeple kazaya niyet etmez. Umre'de ona lazım gelmez. Çünkü umre'nin gerekmesi bu sene haccı kaçırması durumundaydı, halbuki haccı kaçırmamıştır. İmam-ı Şafiî (Rahimehullâh) sene değişse de sedece haccı kaza etmesi gerekir demiştir. Delil olarak da İbn-i Abbas (Radıyallâhu Anh)'dan rivayet edileni getirmiştir. İbn-i Abbas şöyle demiştir:
حَجَّةٌ بِحَجَّةٍ وَعُمْرَةٌ بِعُمْرَةٍ
"Hacca karşılık hac, umreye karşılık da umre"
Meselemizde kaçan hac olduğuna göre, sadece hac ile kaza edilir. Peygamber Efendimiz (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
مَنْ كُسِرَ اَوْ عَرَجَ حَلَّ وَعَلَيْهِ الْحَجُّ مِنْ قَابِلٍ
"Kim ki bir uzvu kırılır veya topal olursa, ihramdan çıkar ve gelen sene haccetmek üzerine vacip olur." (Bedayi)
Peygamber Efendimiz (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) bu hadis-i şerifinde umreyi zikretmemiştir. Şayet vacip olsaydı, onu zikrederdi. Bizim delilimiz: Eser ve nazardır. Eser, İbn-i Mesud, İbn-i Ömer (Radıyallahu anhuma)'den rivayet edilendir. Onlar hac ihramında mahsur olan hakkında şöyle demişlerdir: Ona bir hac ve bir umre gerekir. Nazar, hac, bu kişiye başlamasıyla vacip olmuş, fakat ona devam etmemiş, bilakis o sene onu kaçırmıştır. Haccı kaçıran umre fiilleriyle ihramdan çıkar.
SORU: Haccı kaçıran, "dem" (bir koyun kesmek) ile değil tavaf ile ihramdan çıkar. Muhsar ise "dem" ile ihramdan çıkmıştır. Dem haccı kaçırandan tavaf yerine kaim olmuştur. Ona nasıl başka bir tavaf daha gerekir?
CEVAP: Muhsar'ın ihramdan çıktığı "dem", tavafın yerine kaim olmuştur denilsin diye tavaftan bedel olarak vacip olan "dem" dir. O halde başka bir tavaf ona vacip olmaz. "dem"in vacip oluşu ancak ihramın yasaklarını helal kılmayı acele olarak yapmasından dolayıdır. Çünkü Muhsar şayet hedy göndermemiş olsaydı elbette uzun bir süre ihramda kalmış olacaktı. Bunda da zorluk ve zarar vardır. O halde bu muhsar için ihramdan çıkmaya acele etmesi ve ona lazım gelen tavafın tehir etmesi kanını akıtacağı bir "dem" ile yapılmıştır. "dem" ile ihramdan çıkmış, tavafta batıl olmamıştır. "dem" muhsar'dan tavafı iptal etmeyip, tavaf yerine de bedel olmayınca, bu tavafı yeni bir ihramla yerine getirmesi ona vacip olur ki bu umredir. İhsar dem'inin haccı kaçıranın ihramdan çıktığı tavaftan bedel olarak vacip olmadığının delili şudur: Haccı kaçıran, kendisine lazım gelen tavafı kanını akıtacağı bir kurbanın bedel olmasıyla fesetmek istese, icma ile bu caiz olmaz. O halde sabit olmuştur ki, ihsar dem'i ihram yasaklarını helal kılmaya acele yapmaktan dolayıdır. Tavaftan bedel değildir.
Eğer muhsarın ihramı sadece umre için olursa başlamasıyla vacip olduğu için onu dilediği bir vakitte kaza eder. Çünkü umre için muayyen bir vakit yoktur. Eğer muhsar umre ve hac ihramına girmişse, eğer kıran haccı yapıyorsa, bir hac ve iki umre kaza etmesi vacip olur. Bir hac ve bir umrenin kazası başlamasıyla vacip olduklarından dolayıdır. Başka bir umre (ikinci umre)'nin vacip olması, bu sene hac kaçtığından dolayıdır. Bu biz Hanefilerin aslı üzeredir. Şafii (Rahimehullâh)'nin aslı üzere, bu kişi üzerine sadece bir hac vardır. Ona göre kıran haccı yapan bir ihrama girmiştir. Umre ihramı ise hac ihramına girmiştir. O halde Şafii (Rahimehullâh)'ye göre kıran haccı yapanın hükmü ifrat haccı yapan gibidir. İfrat haccı yapan muhsar olduğunda ona sadece bir hac kaza etmek vacip olur. Kıran haccı yapan da böyledir.
