- •III bölüm: yöntem
- •3.1. Araştırılacak Alanın Belirlenmesi
- •3.1.1. Alan Araştırması
- •3.2. Çalışmanın Kuramsal Çerçevesi.
- •3.3. Alan Araştırmasında Kullanılan Yöntem ve Teknikler
- •3.3.1. Gırtlak Şarkının Modernleşmesine Dinin Etkisi
- •3.3.2. Katılarak Gözlem
- •3.3.3. Alan Notları
- •3.3.4. Fotoğraf, Ses Kaydı ve Video Kaydı:
- •3.3.5 Araştırmanın Etik Boyutu
3.2. Çalışmanın Kuramsal Çerçevesi.
Gerçekleştirdiğim alan araştırmasının belirleyici “SSCB sonrası döneminde Tuva’da halk müziğinin modernleşmesi ne tür deneyimler yaşamaktadırlar” sorusu bulunmaktadır. Bu soru, “Tuva gırtlak şarkıcılar bu deneyimleri nasıl açıklamaktadır” şeklinde ifade edilebilir. Burada, Tuva şarkıcıların, Tibet Budistlerin, Lamaistlerin, şamanlar ve gazetecilerin sunduğu açıklamaları esas alınmıştır. Bellirli mekanlar ve törenlerde söylenen gırtlak şarkılara analiz edilmiştir.
Tuva geleneksel kültürünün bir parçası olan gırtlak şarkıların kuşaktan kuşağa aktarılması kendi tarzın kaybetmemesini sağladı. Dünyanın ilk antropologlarından Edward Taylor’a göre “Kültür, insanoğlunun toplumunun bir üyesi olarak sahip olduğu inançlar, gelenekler gibi alışkanlıkları ve becerilerini kapsayan bir bütün”dür (Taylor, 1958:269). Bu tanım, geleneksel kültürün insanın yaşam boyunca edindiği bilgi ve becerilerin gelişimini ortaya koymaktadır. Taylor’ın yapmış olduğu tanımdan sonra Weber, “gelenek, alışılmış günlük hayattaki ruhsal bir tutumlar zinciri ve günlük çalışmanın temelini oluşturduğu inancı ve bunu, yani öteden beri var olduğu bilinen ya da sanılan bir şeye inanışa dayanan bir iktidar” olarak belirtmektedir (Weber, 1993:253).
Kültür kavramının, gelenek kavramıyla karıştırılması bir disiplin olarak antropolojinin incelediği konunun belirlenmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Birçok kişi, antropolojinin istilacı, sömürgeci Batı’nın Batılı-olmayan toplumlarla karşılaşması bağlamında ortaya çıktığına dikkat çekmiştir. “Ötekileri” anlamak antropolojik girişimin her zaman göbeğinde yer almıştır. Ancak daha az tartışılan şey, bu girişimin modernite’nin ötekisinin izah edilmesine doğru evrildiği gerçeğidir. 19. Yüzyılda, kapitalizm dünyayı yeniden şekillendirirken, modernite dönüşüm anlamına geliyordu. Eğer geleneksel kültür sürekliliği temsil ediyorsa, modernite de değişimi temsil etmekteydi (Kate Crehan, 2006:87).
Bu çalışmada, araştıran toplumun gırtlak şarkıları ile hem geleneksel, hem de dini anlayışını, dünya görüşünü irdelemek ve açıklamak üzere sunulmuştur. Araştırmanın 2-4.safhalarında gerçekleşen görüşmeler ve gözlemlerde SSCB sonrası modernleşen gırtlak şarkılarınına özgü ayırt edici özellikler ve açıklamalar tasnif edilmiştir. Gırtlak şarkılar, Tuvalar için gündelik yaşam ve kutsal törenlerde kullanılan “Kültürel belirgenlik”tir.
“Kültürel belirginlik” çağdaş düşüncede çok yaygın bir yaklaşımdır. Bunda geleneksel kültürün büyük etkisi vardır (Kuban, 2015:334). Alman bilim adamı Jan Assman, geleneksel müzik, masal gibi yaşam tarzlarının Aristoteles tarafından sanatın rolünün “doğanın taklidi” olduğunu aktarmıştır. Bu “Mimesis”, insanda bir taklit (mimesis) yeteneği ve hazzının bulunduğunu, sanatçının olayların ve varlıkların özündeki ideali, fikri taklit ettiğini söyler (Assman, 1997:117).
Geleneksel külütürün kaybolmasının sebebi ise, tarih, arkeolojik ve etnolojik incelemeler dışında antropolojik alanda “kültürel bellek” olarak incelenmektedir. Rene Guenon, “Gelenek kelimesinin tanımlarına baktığımızda, ortak olarak vurgulanan yön, geleneğin geçmiş zamanda meydana gelmiş olması ve bir kuşaktan diğerine intikal etmesidir. Gelenek, sözle intikal eden inançları olduğu kadar hem seküler hem de kutsal inançları içine alır” (Guenon, 2005:25-26).
Tuva gırtlak şarkıların korunmasına sebep olan geleneksel kültür ve dini inançlardır. Örneğin, Halk şiiri türlerinden biri olan Tuva halk ninnilerinin ayrı bir nazım türü olarak ele alınmasını sağlayan en büyük faktörlerden biri erkekler tarafından icra ediliyor olmasıdır ve gırtlaktan söylenmesi. O yüzdende Tuva niniyin “Öpei Höömei” denilmektedir. Şamanizmde gırtlak şarkı, hasta insanı iyileştirmek amacında kullanmaktadır. Şamanlar, höömei şarkıları ile cınları çağırarak nazardan korunup doğa çerçevesini koruması için ritüelderde söylemektedir. Her Şaman’ın gırtlak şarkı tarzı ve kişisel öyküsü birbirinden farklıdır. Tuva Budistleride gırtlak şarkıdan uzakta değil. Zengin olma mantrası sadece gırtlak şarkı ile söylenmektedir.
Zaman içerisinde sosyal-siyasi değişimlerden etkilerden koruyan Tuva gırtlak şarkıları ileride görünmektedir. Halkların “hafıza ortamları” dediği şey, müziklerin çoğunlukla ritüeller ve inançlara dayalı olmasındandır. Pierre Nora’nın “hafıza mekanı” olarak söz ettiği kurumları içinde ritüeller ve inançlar yer alır. Ritüellerin “bellek mekânları” olarak kabul edilmesi, müziklerin bellek ve gelenek ile ilişkisini anlamaya başlamak üzere oldukça önemlidir. (Nora, 2006: 6).
